
Merabalar, aradan biraz fazla zaman geçti farkındayım. Öğrencilik hayatım, part time bir çalışan olmam, vize ve finallerim ve şimdide karantina. Bu bloğu da bir final ödevi bahanesiyle açmış sonrada unutmuş gibi davrandım. Ama artık ertelemicem.Unutuğum ve erteleğim şeyleri hatırlamak için en çok film listeme bakardım aslında.
Konumuza gelirsek saat 03:32 Julia&Julie filmini yeni bitirdik ve bitirir bitirmez kaptım bilgisayarı. Senorya iki farklı hikayeden ve iki farklı zaman diliminden oluşuyor. Bu hikayelerin birbirine benzer çok ortak noktaları var.Hayatları bi şekilde iç içe geçmiş iki kadın, bizlere tutku ve cesaretle herşeyin başarılabileceğinin kanıtı. Çalkantılı bir iş hayatına sahip olan Julie’nin eşinin tavsiyesi ile oluşturduğu blok-günlük, Julıa’nın artık çalışmak istemeyip kendine bir uğraş araması ve her şeye lezzet veren mükemmel bir detay tereyağ… Otuzlu yaşlarında olmasına rağmen bunca zaman pastanın içindeki yumurta dışında yumurta yememiş olan bir kadın yine başka bir kadının tarifi ile ilk defa yumurta pişiriyor ve yiyor.
Filmi izlerken umduğunuza benzer bir sonla bitmiyor aslında, küçük bir hayal kırıklığı yaşamak söz konusu. Ama izlediğim her saniyenin dakikanın nasıl geçtiğinin farkına varmadım açıkçası. En güzel yanlarından biri de gerçek bir hikayeden esinlenilmiş olması. İki Amerikalı kadın ve bir yemek kitabı. Biri kitabın yazarı, diğeride yazarın hayranı. 1 yılın her gününe sığrılan eşşiz tarifler, yaşanan olaylar.

Bu iki kadın da kendilerini seven ve destekleyen eşlere sahipler, arka planda tutmamam gerektiğini düşündüm. İkisi de en iyi bildikleri ve en çok sevdikleri işleri yapıyorlar; yemek yapmak ve bunu ölümsüz kılmak. Amerikalılar ve yemek hakkında hep yemek yemek için yemek yaptıkları ve yedikleri söylenir. Fransızlar içinse lezzet ve hissiyat girer mutfağa. Ama aşçılarımız Amerikalı ve Fransada yaşamaktadırlar ve Julia’nın kitabının adı Fransız Yemek Sanatında Uzmanlaşmak!
Tutku, saplantı ve tereyağının doğru oranda karışımı bir hayat, belki bizlerinden de hayatımızı değiştirmemizi sağlar. Belki de sadece yetişkinler birer kadeh şarap eşliğinde izlemeliler.Ayrıca filmin yönetmen ve senaristliğini üstlenen Nora Ephron’un ölmeden önce çektiği son filmi olma özelliği taşıyor.
Ve son olarak
Bon appetit…
